🎍 Müge Anlı Exxene Mi Geçiyor
Müge Anlı EXXEN'e mi geçiyor? Acun'dan Kritik Hamle. Müge Anlı ile Tatlı Sert programı hakkında çok konuşulacak bir iddia ortaya atıldı. Sabah kuşağında reyting rekorları kıran Müge Anlı için Acun Ilıcalı'nın Exxen'e transferi için devreye girdiği konuşuluyor.
Yaşam. Müge Anlı’nın danışmanı Arif Verimli Esra Erol’a gidiyor! 3 Ocak 2022, 07:19 tarihinde eklendi. ATV gündüz kuşağının en çok izlenen ismi Müge Anlı ile Esra Erol arasında ‘Arif Verimli’ gerilimi. Müge Anlı ile Tatlı Sert’in seneler boyu danışmanlık kadrosunda yer verilen Prof. dr. Arif Verimli Hoca
Müge Anlı 16 Şubat 2021 Salı canlı yayınında 14 yaşındaki amcası tarafından öldürülen Minik İkranur Tirsi’nin neden öldürüldüğünü ortaya çıktığını duyurdu. İşte Giresun’daki amcası tarafından katledilen Türkiye’yi sarsan İkranur Tirsi cinayetinin şoke eden o sebebi.
268 Likes, 67 Comments - Müge Anlı İle Tatlı Sert (@mugeanliatv) on Instagram: “Yaşam koçunu kanser eden aşk tuzağı. #MügeAnlıİleTatlıSert #MügeAnlı @atvturkiye”
ATV ekranlarında program yapan Müge Anlı'nın yeni sezonda, Acun Ilıcalı'nın sahibi olduğu Exxen'e transfer olacağı iddia edilmişti. Anlı’dan hakkındaki iddialara açıklama geldi. Müge Anlı, ATV ekranlarında yaptığı programla reyting rekorları kırıyor. Cinayetleri ortaya çıkarması ve kayıpları bulması nedeniyle
Başrollerini Ozan Güven ve Meryem Uzerli'in paylaştığı "Annemin Yarası" filmi, 11 Mart'ta vizyona girecek. Uzerli, bu filmle şarkı söyleyen oyuncular kervanına katılırken, Ozan Güven'le cesur öpüşme sahnesi filme damga vurdu. Filmin jenerik müziği için stüdyoya giren oyuncu, ABD'li şarkıcı Natalie Merchant'ın "The
İşte Müge Anlı 23 Kasım 2020 Pazartesi canlı yayın bilgileri: Sinema - TV 23.11.2020, 10:31 23.11.2020, 14:46. ATV'de yayınlanan Müge Anlı ile Tatlı Sert programının canlı yayın bilgileri programı takip etmek isteyen seyircinin en çok aradığı konular oluyor. Müge Anlı ile Tatlı Sert 23 Kasım 2020 Pazartesi günü Full
RjSnB5. Müge Anlı Kimdir ?Müge Anlı d. 19 Aralık 1973, İstanbul, Türk televizyon sunucusu ve gazeteci. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu. Yüksek lisansını ise Kadir Has Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde hukuk üzerine yaptı. Televizyon hayatına ilk olarak magazin alanında başlayan Anlı, diğer bir magazinci Şenay Düdek'le Kanal D'de yaptığı Dobra Dobra adlı magazin üzerine sohbetlerin olduğu ve konukların ağırlandığı bir program yaptı. Bir sezon birlikte program yaptıktan sonra, aynı programa Şenay Düdek ile Cenk Eren FOX Türkiye'de, Müge Anlı ise Pakize Suda'yla Kanal D'de devam etti. Dobra Dobra'da ki sunuculuk deneyimi ile magazinciliği bırakıp sunuculuğa geçti ve atv'de yayınlanan kendine ait Müge Anlı ile Tatlı Sert adlı tartışma programını sunmaya başladı. Programda, kaybettiği yakınlarını arayan kişiler ağırlanmakta, işleyeni belli olmayan veya işleyenin bulunamadığı cinayetler aydınlatılmaya çalışılmaktadır. Yine Tatlı Sert'in dışında, 2010 televizyon sezonunda, daha önceden Sinan Çetin'in yapmış olduğu Film Gibi adlı programla aynı formatta bir programı atv'de sundu. Müge Anlı ile Mektubunuz Var adlı programda, yaşadığı çeşitli olaylardan dolayı yakınlarıyla görüşemeyen, onları bulamayan kişiler konuk edildi. Özel hayatı 2008'de gazeteci Burhan Akdağ'dan evlilikten 1 kızı oldu.
Böyle diyor izleyici. İki gündür köşemize mesaj yağıyor, Müge Anlı'nın uğradığı haksız ithama tepki olarak... Bu kez ne mi geldi Müge Anlı'nın başına? Arkadaşının kiraladığı evin banyosunda bornoz kuşağıyla asılı olarak bulunan 19 yaşındaki Aleyna Çakır'ın intihar mı ettiğini yoksa bir cinayete mi kurban gittiğini araştırıyordu. Olağan şüphelilerden biri, Aleyna'nın erkek arkadaşı Ümit Can Uygun'du. Çünkü daha önce kızı döverek bayılttığı iddia edilen bir videoyu sosyal medya hesabında paylaşmıştı. Bu arada komşusu, Aleyna'nın sürekli Ümit Can'dan şiddet gördüğünü, yardım istediğini söyledi. Hatta bir gece kızın yardım çığlıklarını cep telefonuna kaydetmişti. O kayıt, stüdyoda bulunan anne ve babasını perişan etti. Bu arada Müge Anlı, Ümit Can ve ailesi tarafından ölümle tehdit edildiğini açıkladı. "Önemli değil, ben gazetecilik yapıyorum. Demirden korksaydık, trene binmezdik" diyerek dik durdu. Ardından olayın arkasındaki gizem büyüdü. Ümit Can'ın bir devlet kurulunda kız yurdu görevlisi olarak çalışan annesiyle ilgili programa genç kızlar tarafından ihbarlar gelmeye başladı. Müge bunları programında seslendirmedi, o kızlarla yapılan röportajları yayınlamadı. "Bu işi devletin müfettişleri yapacakları soruşturmalarla çözmeli" dedi. Ertesi akşam Ümit Can'ın annesinin Ankara'da bir ormanlık bölgede cesedi bulundu. İlk izlenim intihar ettiği yönündeydi. Ama asıl sonuç, Adil Tıp tarafından yapılacak otopsiden sonra belli olacaktı. Bu gelişme üzerine aile "Bu ölümün sorumlusu Müge Anlı'dır" diyerek, tecrübeli programcıyı açıkça hedef gösterdi. Bununla da yetinmeyerek aleni tehdide başvurdu. Acılı ailenin ilk tepkisi bir yere kadar anlayışla karşılanabilir. Ama ortada soruşturulmaya muhtaç bir mevzu varsa ve devletin ilgili organları soruşturma başlatmışsa bunda gazetecinin suçu ne? Nitekim Müge Anlı'nın sevenleri, bu duruma şiddetle tepki gösterdi. Sosyal medya hesaplarında "Müge Anlı'yı Yedirmeyiz" başlığıyla kampanyalar başlatıldı. Köşemize Müge Anlı'ya destek mesajları yağdı. İşte onlardan bazıları "Müge bizim her şeyimiz. Memleket kabadayılara mı kaldı?.." Nazmiye Saydamaraz "Şüpheli şahıs hâlâ sayfasında Müge abla ile ilgili tehdit mesajları yayınlıyor ve kimse müdahale etmiyor. Müge ablaya zarar verirse bunun hesabını nasıl verecekler? Ve bunlar hâlâ dışarıda. ne diyeceğimi bilemiyorum. Müge Anlı'nın can güvenliğini sağlamak zorundayız. Müge hanıma gelecek en küçük bir zararı göze almamalıdır bu ülke..." Ayşegül Mamur "Nasıl, ne hakla kim böyle bir şeye teşebbüs edebiliyor? Müge Anlı canım kardeşimiz. Ona yapılan bize yapılmıştır." Sema Öz "İyi ki varsın Müge'm. Yürekli kadın. Yanındayız." dakakmi012 "İlahi adalet diye bir şey var. Müge'yi yedirtmeyiz..." Şükriye Zorlu İyi ki Müge Anlı'nın arkasında dağ gibi sevenleri var... Teşekkürler Acun Bir kez daha teşekkürler. Milletin başı ne zaman derde düşse, ne zaman bir ve beraber görünmeye, imece yapmaya ihtiyacımız olsa, Acun Ilıcalı devreye girip, sahibi olduğu tv8 ekranlarında muhteşem bir kampanya düzenleyerek yaralara merhem olmaya çalışıyor. Bu akşam da öyle olacak. Diz üstü bilgisayarları olmadığı için uzaktan eğitime katılamayan çocuklar için bu akşam saat tv8 ekranlarındaki canlı yayınla yardım toplanacak. Eminim yine rekorlar kırılacak. Yüreğin dert görmesin Acun kardeşim... Bir de dip not Şu televizyon yazarlığı ömrümde neyi görmek istiyorum, biliyor musunuz? Bir kanalda yardım kampanyası yapılırken, diğer kanalların ona destek olmak için o sırada dizilerinin yeni bölümlerini değil de, eskilerini yayınlamalarını. Hani bir açık kanalda maç yayını varsa, dizileri boşa gitmesin diye öyle yapıyorlar ya, hah işte aynısını yapsınlar istiyorum... Gaf kürsüsü Galatasaray Üniversitesi Hayvanları Koruma Kulübü, üniversite yönetiminin kararıyla kampüsteki kedileri beslemenin yasaklandığını açıkladı. Zap'tiye Mersin'de 3 kızına yıllarca tecavüz eden baba müsveddesi, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. En büyük 'serbest bölge' gümrüklerde değil, adliye saraylarında kurulmuş da haberimiz yok! Ne demiş? "Evden çalışan birisi, bilgisayarının başındayken üzerine çay dökerse bu iş kazası sayılır mı?" Birol Güven'in twitter paylaşımı Yasal Uyarı Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
eski pazar magazin sunucusu simdilerin vatan gazetesi magazin muduru burhan akdagin eski esi 5 haziran6 gecesi zaga'ya konuk olacak kişi. gotumuze girebilir gerekcesi ile hakkindaki fikirlerini editlemem icap eden insan soyle kisuan zagada zeynep ozala iltifat eden insan, ne isle ilgilendigini bilmiyorum. niye iltifat ediyor anlamadim. zeynep ozalida televizyonda gormeyeli ne kadar uzun zaman olmus. ayrıca emine bolverdi ye benziyor. en genç magazin müdürlerinden. şu an vatan gazetesinin magazin sayfalarını hazırlayan, magazin müdürü. aynı zamanda kanal d ekranlarında şu aralar şenay düdek'le dobra dobra adlı programı hazırlıyor. gerçekten kitap okumasını seven birisi. harrry potter dizini küçük bir kız çocuğu gibi okuyor. erken büyüyen kız çocuğu diyebiliriz kendisine . romantik olanı tercih ettğini de biliyoruz. kolay gelsin müge anlı dobra dobra'ya gelen konuklara tabiri caizse saldıran ilginç bir insan. geçenlerde rezzan kiraz astrolojiyle ilgili, hafif bilimsel açıklamalar yaparken aklınca konuya el koyup, rezzan kiraz'a bile "eeeh eytere beah!" dedirtmiştir. hangi konu olduğu farketmeksizin konuklarını aşağılayıcı cümleler sarfedip, sonunu da 'hayır size demiyorum, diğerlerini kastediyorum ben' diye kıvıran hakkaten çok acayip şahıs. öyle ki, şenay düdek gözüme sevimli gözükmeye başladı, yemin bak şimdi aklıma geldi. bu hatunun konukları aşağılama, onlara çemkirme huyu ancak edeplice bildiklerini anlatan konuklara işliyor sanırım. ajdar anık'ın katıldığı programda gıkı çıkamadan oturuyordu melül melül. nolmuş bu kadına böyle? bi zamanlar gene magazin programı yapardı da, kibalıktan kırılırdı, incecik ziarf bi kadındı. şimdilerde böyle ''ben bilirim, bi susun ben anlatıcam, heeeyt sen de kimsin ulen'' havaları nerden çıktı. ooofff. para mı , şöhret mi, kendini kaybedip aramaya üşenip bi daha kendine gelememek mi ? çok gereksiz şeyler çok. bugün dobra dobra'da 4 aydır boşanmaya çalıştığını fakat boşanamadığını, sürekli karakollara gittiğini ama bir sonuca ulaşamadığını, can güvenliğinin olmadığını, koruma istediği halde verilmediğini haykırmış bir okuyup, kendisini şimdiki durumunda bulunan kadınlara adamak istiyormuşmuşmuşmuşmuş... bir insan nasil bu kadar itici olabilir timsali ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
12 yıldır ATV ekranlarında program yapan Müge Anlı'nın yeni sezonda, Acun Ilıcalı'nın sahibi olduğu Exxen'e transfer olacağı iddia edilmişti. Müge Anlı hakkındaki bu iddialara açıklama geldi. 6 Temmuz 2021 1307 / Medya Müge Anlı, ATV ekranlarında yaptığı programla, reyting rekorları kırıyor. Cinayetleri ortaya çıkarması ve kayıpları bulması nedeniyle sosyal medyanın da en çok konuştuğu isimlerin başında gelen Müge Anlı'nın programı son olarak sezon finali yapmıştı. Ancak finalden sonra ortaya atılan iddialar arasında "Müge Anlı ile Tatlı Sert" programının Acun Ilıcalı'nın sahibi olduğu paralı Exxen platformuna geçeceği yer alıyordu. Bu iddia gündeme gelir gelmez Uçankuş'da bir haber yer aldı. Eylül ayında yeni sezona başlayacak olan Müge Anlı'nın, Acun Ilıcalı'nın dijital platformu Exxen'de yayınlanacağı iddiasına yanıt geldi. UçanKuş'un haberine göre Müge Anlı, yeni sezonda da ATV ekranlarında olacağını belirtti.
baştan belirtme gereği duyuyorum, uzun ve benim için yazması hayli zor bir yazı olacak. müge anlı'yla her fikrim uyuşmuyor, her yaptığını her sözünü onaylamıyorum, mesela "eşimi sevmiyorum" diyen kadına toplumumuzun en yaygın problemlerinden olan evlilik içi tecavüzü göz ardı ederek "sevmeden 4 çocuk yapmışsın bir de sevsen ohoo" gibi bir laf etmesini, arada yaptığı bu tarz gafları onaylamıyorum; lakin, özellikle sosyologların ve sosyolojiyle ilgili direkt ya da disiplinler arası çalışan herkesin bu programı izlemesini tavsiye ediyorum. halk tam olarak müge anlı'nın stüdyosunda, rahmi bey'in yanında oturuyor. evde olduğum sabahlar tahammül edebildiğim son sınıra kadar müge anlı'yı izlemeye çalışıyorum, bugüne dek neler görmedim ki kimin kimin karısıyla/kocasıyla münasebeti olduğunu stüdyodaki üç yüksek eğitimli kişinin çözemediği köyler, eniştesiyle kaçan kızlar, geliniyle ilişki yaşayan kayınpederler, kayınbiraderiyle yaşadığı ilişkiyi öğrendi diye kayınpederini öldürüp baraja atan tülbentli basma etekli kadınlar, para karşılığı birlikte olduğu kadının oğlunu buna şahit oldu diye öldürüp tarlaya atan adam ve oğlunun cesedinin yerini bildiği halde stüdyoya gelip ağlayan, gözüne kalem çeken anne, anneannesine tecavüz edip cesedini ormana atan torun ve bu torunu hapse attırdılar diye kardeşlerine beddualar eden annesi, abisinin üst komşusunu ve 2 küçük çocuğunu uyuşturucu parası için öldüren tipler, en yakın arkadaşını içki masasında öldürüp hiçbir şey olmamış gibi cenazesine giden adamlar, karısını öldürüp apartman boşluğuna atan imam, çocuğunu çocuğu olmayan kardeşine satıp sonra 20 bin tl borç vermedi diye geri isteyenler, "portakaldan muska çıkarıyorum" diyene akraba evliliğinden dolayı sakat doğan çocuğunun ameliyat parasını sorgusuz sualsiz verenler, yıllar önce kaybolan çocuğu müge anlı'ya ailesini aramaya çıkınca gelip çocuğun ağzını burnunu hayvan pazarından davar alır gibi kontrol eden baba, aydın'da yaşayıp oğullarına ağrı'dan başlık parasıyla kız alma vaadiyle 50 bin lira dolandırılan aileler, işçi olarak gittiği ülkede hamile bıraktığı yabancı kadınları bir daha asla arayıp sormayan herifler, onların türkiye'deki akrabalarını bulmaya gelen yarı alman/hollandalı/fransız çocuklarının kayseri'den gelen ve kemerine telefon kılıfı takılı abileriyle, hepsi türbanlı ablalarıyla kavuşma anları, daha neler neler. şuraya yazdıklarım bu programda işlenenlerin 100'de 5'i değildir inanın. bir çam ailesi var mesela, onları dünyanın en iyi 3 üniversitesinden seçilen bir ekip incelemeli. amerika'da olsa filmleri, belgeselleri, american horror story çam family diye dizi sezonları çekilir haklarında. eşi benzeri çok az olan travmatik, mide bulandırıcı, hastalıklı bir sapık aile vakası. büyük şehrin gece hayatının en hareketli olduğu alanında bu vakayı büyük ekranlardan izletsen o sırada bu programa konu olan tiplerin içiyorlar, flört ediyorlar, eğleniyorlar diye "ahlagsızlarr allahsızlarr" diyeceği insanlar şok geçirerek evlerine gereği kent mekanı, toplum, kentleşme gibi içinden çıkılmaz konuların içindeyim, içtenlikle söylüyorum ki çoğunuzun istanbul'dan kaçıp gitmek istediği küçük yerlerin %95'inden nefret ederim. öğrenciyken teknik geziye diye bulunmaktan bile hiç hoşlanmazdım. çünkü -bu dediğimin üzerine düşünün- en kalabalık metropolün en kalabalık noktasında küçük yerde olduğunuzdan daha fazla güvendesiniz farkında olmasanız da. georg simmel'a göre toplum, etkileşimle birbirine bağlı bireylerdir, birey sayısı bu etkileşimin negatifliğini pozitifliğini ve katmanlarını belirler. bugün himmet aktürk vakasını düşünürken simmel'ı aklıma getirdim sık sık, mahallelinin "aramızda para toplayıp müge anlı'ya dava açacağız" demeye varan öfkeli tepkisini, insanları hizada tutan şeyin içten mi geldiğini yoksa blase kavramı mı olduğunu. simmel dedikten sonra kendi fikrimi onunkinin ardından söylemem bana da abes gelse de uzunca bir zamandır kentleşmenin beşeri insana çeviren şey olduğunu düşünüyorum, burada da "her beşer insan değildir" diyen ali şeriati'ye yine saygı duyuyorum. yazacaklarım için neden böyle dolambaçlı bir yol izledim? çünkü herkes "inanamıyorum/nasıl olur/nasıl yapar/nasıl söyler" demeden biraz düşünsün arkadaşlar, mahalle denen küçücük birimden niceliği dünyadan daha büyük kötülükler çıkabileceğine, bir adamın 3,5 yaşındaki bir çocuğa cinsel saldırıda bulunup sonra öldürebileceğine, yarım akıllı ve gariban görünenlerin gayet planlı programlı katiller olabileceğine, bir mahalle dolusu insanın bu kişiyi korumak için sıraya dizilebileceğine, müge anlı gibi tampon kurumların gerçek kurumlardan daha işlevsel olabileceğine, meşgalesizlik ve cehaletin kimyasal silahtan bile daha çok can alabileceğine inanın. bu dünyada ayakta kalmak hiç kolay değil, lütfen naifliğinizi tamamen bırakmasanız da bir gömlek gibi katlayıp kenara koyun, her gün değil ara sıra üstünüze geçirin. tekrar küçük yere ve paylaşılmış, hasır altı edilmiş kötülüklere dönüyorum. belirttiğim gibi, ben ne kasabaları, ne de köyleri belli başlı lokasyonlarda hatta belli başlı topluluklara ait olmadıkları müddetçe hiç sevmem. çünkü kasaba dediğimiz yer, şehirle köyün arasında bir yerlerde, ekonomisinin çoğu içsel, işi az, kadın istihdamı yerlerde, özellikle bizimki gibi mazoşist muhafazakar, yani kendi yaratmadığı bir kültürü devrişerek acı veren bir muhafazakarlık içinde kalmış toplumlarda hasetliğin, dedikodunun, fitneciliğin gırla gittiği, çok fazla boş vakitten kalan enerjinin bir alman kasabası gibi hobilerle sporla atılamadığı için sapıklığa dönüştüğü, cinsel gerilimin akşamları yakılan sobalardan çıkan is kokusu gibi havada öylece durduğu bir gayya kuyusudur. onları daha da delirten muhafazakarlık maskesi altında büyük şehirde işle güçle trafikle uğraşan insanların aklının ucundan geçmeyecek aksiyonları göze alabilirler. senin "ah benim saf masum gözlemeci teyzem" diye duygusal belgeselci gibi naif hisler beslediğin teyze, kocası namazdayken dükkanda duran akraba çocuğuyla iş pişirebilir. öğlen kahvede oyun oynayan torun torba sahibi amca gece makatına hıyar soktuğu için çocukları tarafından apar topar ilçeden uzak bir hastaneye götürülebilir. hiçbir maddi güvencesi olmayan, tek umudu bir markette asgari ücretle iş bulması için dualar ettiği oğlu olan bir kadın, oğlunun kızını taciz etmesine hatta tecavüze kadar gitmesine kaya gibi bir sükunetle göz yumabilir, çünkü ileride yatalak olunca el evine giden kızı değil oğlunun getirdiği gelin bakacaktır ona. adi bir suçlu, pek çok kasabalı tarafından korunabilir, çünkü belki o da başkalarının adi suçlarını biliyordur, mesela iki ev ötedeki kadının üç ev berideki adamla kırıştırdığını, yan evdeki herifin karısına her akşam döverek tecavüz ettiğini, kahvedeki ali'nin mahalledeki küçük çocuklara çeşitli el şakaları yaptığını, o derme çatma evlerdeki kendi yağlarında kavrulan insanlar manzarasının aslında bir cılk yara olduğunu. bakışlarında bile bir fütursuzluk vardır bu insanların, dejenere şehirlilerin 3 saniyeden fazla gözgöze gelmekten tedirginlik duyacakları yabancı kadınlara uzun uzun, hiçbir mimikleri kıpırdamaksızın, ağızları yarı açık bakabilirler, bundan rahatsızlık duymazlar. büyük şehrin sosyal kurallarının ehlileştiriciliğinden uzak oldukları için çekinceleri pek yoktur. her an "cıs" olabileceklerini düşünmediklerinden davranışlarının sonucunu pek düşünmezler. entrinin manas destanı'na evrilmemesi için söylemek istediklerimin kalanını söylemek adına sözü şükrü erbaş'a bırakıyorum, lütfen şiirin ismine takılmadan okuyun bkz köylüleri niçin öldürmeliyiz/1266723bu kısma sadece şunu eklemek istiyorum, bazen insanlar kendi maruz kaldıkları pislikler ortaya çıkmasın diye pisliği yapanı savunabilirler. çünkü tacize uğramak taciz etmekten, tecavüze uğramak tecavüz etmekten, dayak yemek yani dayağı hak etmek dayak atmaktan daha kötü görünür ahlakı içinden üretmeyip dev bir hap gibi dışarıdan alıp yutmaya çalışırken boğazına takılan toplumlarda. bir kez tacize uğrayan kişi korunup kollanacağı yerde kamusal bir tecavüz nesnesine dönüşebilir. bkz tecavüze uğrayan kıza eniştenin de tecavüz etmesi himmet'i ölümüne savunan mahalleliye bir de bu gözle bakmanızı tavsiye ederim. himmet aktürk'ün itirafını sabah evden çıkmadan izledim, buraya kadar okuyanların tahmin edeceği üzere bu olay beni sizi ettiği kadar şok etmese de tüm günümün içine sıçtı, 2 ayrı kurumdaki işlerime de dikkatimi veremedim, arkamdan kadın salak galiba demişlerdir. sabahtan beri bir sütlü kahve bir muzla duruyorum, içim yeme içme almadı. ama himmet adlı sapık ırmak'a tecavüz edip öldürdükten, cesedini bir çöp konteynerının içine bıraktıktan sonra bakkala uğrayıp sucuk alıp pişirimiş ve yemiş. sanıyorum yazdıklarım biraz daha anlamlanmıştır. geri dönüp çöpe bıraktığı çuvalı aldıktan sonra 3 km ötedeki bir bağa gömmüş. son derece soğuk kanlı ve planlı. itirafının son aşamasında bile kendini değil hala parasını alıp onunla birlikte olmayan kadınları, aslında onunla birlikte olmayan tüm kadınları suçlamasından toplumdaki uç erilliği ve suçunu kabullenmediği için eğer dışarı çıkarsa aynı suçu bir daha işleyeceğini net olarak görebilirsiniz. yeri gelmişken, bu "kadınlar şöyle şöyle, o yüzden blablabla" diye kendi hakaretlerini, kendisinin ya da başka bir erkeğin yaptığı tacizi, kaba davranışlarını aklamaya çalışmak size de hep okuduğunuz bir yerden, mesela bir web sitesinden tanıdık geliyor mu? ırmak'a çok üzüldüm, hayatının detaylarına bakınca üzüntüm azaba döndü. 28 yaşındaki aşırı çaresiz ve babasından dayak yiyen annesi, dedesi yaşındaki babası, babasının stüdyoya gelirken bu kış günü çorap üstü sandalet giymesi, fakirin fakire ettiğini kimsenin edemeyeceğini ispatlarcasına gariban aileye yüklenen mahalleli, yazları ırmak'ın ayağında çıkan ve yürümesine engel olan yaralar, doğru dürüst bir fotoğrafının bile olmaması, olanlardan da bakımsızlığının, garibanlığının bir çift göz olup sanki direkt bize bakması, o sapık tarafından kaçırılırken son sözünün "anne" olması. çileli kısacık ömrünün aklımızın alamayacağı acılar içinde son bulması, az önce bağda bulunan ayakkabısı. gitmiyor gözümün önünden. entriyi 20 konuya değinen mahsun kırmızıgül filmine çevirmek istemiyorum ama şunu da eklemeden geçemeyeceğim, suriyeli göçmenler durmadan ürüyor, insanlar bunu eleştirince başka insanlar "ama savaştan sonra var olma psikolojisi", "sana mı soracaklar" gibi argümanlarla eleştirenlere kızıyor, insanlar birbiriyle ağız dalaşına girerken her gün 3 yaşını belki de doldurmayan suriyeli nice bebek sokağa düşüyor, bir metrobüsten diğerine atlıyor. bu çocuklarla ilgili birincil endişem ne ileride birer suç makinasına dönecekleri, ne de toplu taşımada verdikleri rahatsızlık. ilk endişem sokaklarda her gün uğradıkları gizli tacizler. mendil, kıvır zıvır satmaya çalışırken kimler bu çocukların nerelerine elliyor, kuytularda rastlayınca nelere maruz kalıyorlar düşünmek bile istemiyorum ama ben düşünmeyince kötülük yok olmuyor. izleyin arkadaşlar, sosyoloji çalışanlar, küçük yer ve kasabalı algısı ramazan temalı reklamlarda gördüğü bir avluda hazır çorba kaşıklayan 5 aileden ibaret olan beyaz yakalılar, gerçekten tavsiye ediyorum. müge abla'yı da baya takdir ediyorum bu arada, işine emek veriyor, kişisel şovuna çevirmiyor, kendini geliştirmeye çalışıyor. 3 gün önce kaçırılan başka bir kız çocuğu hatice kübra bugün müge anlı'nın himmet'i nasıl öttürdüğünü gösteren yayından sonra jet hızıyla ailesinin kapısına geri bırakılmış, bu gerçekten başarıdır. akşam haberlerde gördüm, mahalleli davul zurna getirmiş, hatice kübra bulunduğu için göbek atıyorlar, yarın bir gün o oynayanlardan birinin benzer bir suça karışma potansiyelini ben biliyorum, bence müge anlı da müge anlı'nın stüdyo koltuğunda oturan halktan, yani gerçeklerden kaçabilmek için 5 bölüm masha ve ayı izleyeceğim, keşke benim yerime ırmak izleseydi.
müge anlı exxene mi geçiyor