🦫 Hayat Ile Ilgili Şiirler Ünlü Şairlerden

Anneşiirleri duygusal olması, kişilerin kalbine dokunması ile hediyelerin yanında güzel bir tamamlayıcı oluyor. Annenizi hediyeniz ile gülümsetirken, diğer taraftan güzel bir şiir ile de gönlünü gülümsetiyorsunuz. Ünlü isimlerin dizelerine yer verirken, bir de anonim şiirler ile sizin seçeneklerinizi artıralım isterseniz. Ünlüve amatör şairlerden en güzel M resimli şiirleri okumak için tıklayın. M ile ilgili "51.098" resimli şiirler aşağıdadır.. ajDcv. Dostlukla ilgili Ünlü Şairlerden Şiirler DOSTLAR BENİ HATIRLASIN - AŞIK VEYSEL Ben giderim adım kalır, Dostlar beni hatırlasın. Düğün olur, bayram gelir, Dostlar beni hatırlasın. Can bedenden ayrılacak, Tütmez baca, yanmaz ocak, Selam olsun kucak kucak, Dostlar beni hatırlasın. Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Gün ikindi akşam olur, Gör ki başa neler gelir, Veysel gider, adı kalır Dostlar beni hatırlasın DOST - CAHİT KÜLEBİ Bir gece habersiz bize gel Merdivenler gıcırdamasın Öyle yorgunum ki hiç sorma Sen halimden anlarsın Sabahlara kadar oturup konusalım Kimse duymasın Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız Dokunarak uçalım. insanlardan buz gibi soğudum, işte yalnız sen varsın Öyle halsizim ki hiç sorma Anlarsın. “DOSTLUK” - CAN YÜCEL Dostlar ırmak gibidir Kiminin suyu az, kiminin çok Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya İnsanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı, Bulanık bir göl gibi… Ne kadar uğraşsanız görünmez dibi. Uzaktan görünüşü çekici, aldatıcı İçine daldığınızda ne kadar yanıltıcı…. Ne zaman ne geleceğini bilemezsiniz; Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz! İnsanlar vardır; derin bir okyanus… İlk anda ürkütür, korkutur sizi. Derinliklerinde saklıdır gizi, Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız; Yanında kendinizi içi boş sanırsınız. İnsanlar vardır, coşkun bir akarsu… Yaklaşmaya gelmez, alır sürükler. Tutunacak yer göstermez beyaz köpükler! Ne zaman nerede bırakacağı belli olmaz; Bu tip insanla bir ömür dolmaz. İnsanlar vardır; sakin akan bir dere… İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere. Yanında olmak başlı başına bir mutluluk. Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk. İnsanlar vardır; çeşit çeşit, tip tip. Her biri başka bir karaktere sahip. Görmeli, incelemeli, doğruyu bulmalı. Her şeyden önemlisi insan, insan olmalı… İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz. Boşa gitmez ne kadar güvenseniz. Dibini görürsünüz her şey meydanda. Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda. İçi dışı birdir çekinme ondan. Her sözü içtendir, her davranışı candan… DOSTA DOĞRU - ABDURRAHİM KARAKOÇ İçimde uzayan her yol Çıkar gider dosta doğru Nergis. ıtır, menekşe, gül Kokar gider dosta doğru Zamanım yoğrulur gamla Birleşir sabah akşamla Ilık kanım damla damla Akar gider dosta doğru Gel bende gör, sen gel beni Durduramaz engel beni Görmediğim bir el beni Çeker gider dosta doğru Beynim fırın, bağrım tandır Yanarım hayli zamandır Sevgim bir yavru ceylandır Çeker gider dosta doğru Ne saklarım ne gizlerim Yalnızca onu özlerim Tabutta bile gözlerim Bakar gider dosta doğru DOSTLUK - NAZIM HİKMET Biz haber etmeden haberimizi alırsın, yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin. Gözümüzün dilinden anlar, elimizin sırrını bilirsin. Namuslu bir kitap gibi güler, alnımızın terini silersin. O gider, bu gider, şu gider, dostluk, sen yanı başımızda kalırsın UNUTMA DOSTUMSUN - AHMET TELLİ Sen dostumdun benim gülünce güneşler açan Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam Her akşam bir mektup yazarım dağlar kadar Meşeler göğermiş diyorsun, varsın göğersin Anlamını yitiren bir şeyler mi var şimdilerde Yazdığım şiirlere yabancıyım, sokaklara yabancıyım Taşı delemiyor bir çığlık ve apansız Su oluyorum ipince, kendime sızıyorum Dünya yetmiyor bazan, bırakıp gidebilir miyim? Kuşları ürkütülmüş bir dal gibiydin, öylesine mahzun! Efkar da yakışırdı sana, ilk kadeh kekik kokardı Unutalım mı şimdi kente indiğimiz o ilk günü Sabahlara kadar okuduğumuz o kitapları Sabahlara kadar düşüncelerimizde yaşattığımız hayallerimizi Kar aydınlığında yürüdüğümüz o yolları Sen dostumdun benim gülünce güneşler açan Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam Her akşam mektup yazarım dağlar kadar Kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun Unutma dostumsun sen, neredeysen orada ölmek isterim! DOST BİLDİKLERİM - ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN Sanırdım gündüzdü onlarla gecem İçimde ümitti dost bildiklerim Ne zaman yıkılıp yere düştüysem Bırakıp da gitti dost bildiklerim Hepsi varken baharımda, yazımda Kışın bir burukluk kaldı ağzımda Seneler senesi oysa gözümde Cihana eşitti dost bildiklerim Nerde o sözlere kandığım günler? Her gülen yüzü dost sandığım günler Acıdan kahrolup yandığım günler Ta canıma yetti dost bildiklerim Meydana çıkalı asil çehreler Aydınlanmaz oldu artık geceler Yalanlar tükendi, indi maskeler Birer birer bitti dost bildiklerim Korkar oldum bana *dostum* diyenden Yoksa yok olandan, varsa yiyenden Ne onlardan eser kaldı ne benden Beni benden etti dost bildiklerim ŞEYH EDEBALİ - ÜZÜLÜRSÜN Cahil ile dost olma İlim bilmez, İrfan bilmez, Söz bilmez, Üzülürsün Saygısızla dost olma Usul bilmez, Adap bilmez, Sınır bilmez, Üzülürsün Aç gözlü ile dost olma İkram bilmez, Kural bilmez, Doymak bilmez, Üzülürsün Görgüsüzle dost olma Yol bilmez, Yordam bilmez, Kural bilmez, Üzülürsün Kibirliyle dost olma Hal bilmez, Ahval bilmez, Gönül bilmez, Üzülürsün. Ukalayla dost olma Çok konuşur, Boş konuşur, Kem konuşur, Üzülürsün. Namertle dost olma Mertlik bilmez, Yürek bilmez, Dost bilmez, Üzülürsün. – İlim bil, İrfan bil, Söz bil – İkram bil, Kural bil, Doyum bil – Usul bil, Adap bil, Sınır bil – Yol bil;Yordam bil, – Hal bil, Ahval bil, Gönül bil – Çok konuşma, Boş konuşma, Kem konuşma – Mert ol, Yürekli ol, – Kimsenin umudunu kırma. Sen seni bil, Ömrünce yeter sana. DOSTLUK ÜZERİNE - HAYDAR ERGÜLEN Dostum varsa düşmanım yok sayılır çünkü dostluk unutturur düşmanların varlığını insana bir dost kaç düşmana bedeldir bilmiyorum ya bildiğim, dostluğun azı yeter, düşmanlığın çoğuna. Hem az olmalı dost dediğin de çok olursa neden bilmem korkarım ya dostlarım birbirine düşman olursa! Bilmemeli öyleyse dostlar da birbirini bilmek şüphe uyandırır bazen dostluk konusunda, o zaman dostluk da kalmaz çünkü dostlarım dostun da, düşmanın da öyle ya hamuru aynı hamur, mayası aynı maya birinin teknesi tuzlu, suyu kalın biri ince başak, sarı cümle, yüreği yufka. Dostların çoğalması da iyiliğe sayılmaz dostun bir pul kadar kıymeti kalmaz az dost az taş, çok dost çok taş hem sayılıdır kalbimizdeki odalar hem kalbe sığmayan şey dostluğa nasıl sığar? Kalbindeki cama bir taş değer, dosttandır 'kırılınca anlaşılır kalbin camdan olduğu' kalbin bahçesinde bir gül solar, dosttandır dostun varsa taşı güle sayarlar, akşamı güne dostum varsa sözümü şiire sayarlar, beni şaire dostum var, öyleyse ölebilirim bile! Murathan MUNGAN - UZUN YOLLARI DA GÖZE ALABİLEN BİR DOSTLUK ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz? akşamüstünün bir saatinde, yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz, omzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun, belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu, değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz? yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp kendimizi hep ilerde bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu? karşımıza erken çıkmış insanları yolumuzun dışına sürerken bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz? hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir. her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, ya da olanlar olması gerekenler değildir. yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir... kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki olağanüstü anıları ve olağanüstü kişileri yakalamak. bazılarının gelecekte sandıkları 'bir gün' geçmişte kalmıştır oysa; hani şu karşıdan karşıya geçerken trafik ışıklarında rastladığımız, omzumuzun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boş verip 'nasıl olsa ileride bir gün tekrar karşıma çıkar' dediğinizdir. oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir o; boş yere bu sokaklarda aranırsınız... ​ Sizlerden gelen yoğun ilgi üzerine Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan şairlerimizi ve şiirlerini derlemeye devam ediyoruz. Yine birbirinden özel ve dinlemekten keyif alacağınız 15 şiiri sizler için derledik. Önceki yazımız olan Türk Edebiyatı Denilince Bilmeniz Gereken 14 Şiire de göz atabilirsiniz. Buna ek olarak, Türk Edebiyatı’nın önemli şairlerini ve şiirlerini derlediğimiz şu yazıları da okumanızı öneriyoruz. Türk Edebiyatı’nın En Dokunaklı 25 Aşk Şiiri En Önemli Şairlerimizin Dostluk Üzerine 13 Şiiri Türk Edebiyatının Okumanız Gereken En Güzel 20 Şiiri 1. Acıyor – Turgut Uyar “Mutsuzluktan söz etmek istiyorum Dikey ve yatay mutsuzluktan Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun Sevgim acıyor Biz giz dolu bir şey yaşadık Onlar da orada yaşadılar Bir dağın çarpıklığını Bir sevinç sanarak” 2. İçinden Doğru Sevdim Seni – Edip Cansever “İçinden doğru sevdim seni Bakışlarından doğru sevdim de Ağzındaki ıslaklığın buğusundan Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de Beni sevdiğin gibi sevdim seni Kar bırakılmış karanlığından.” 3. Sultan – Cahit Zarifoğlu “Hayat bir boş rüyaymış Geçen ibadetler özürlü Eski günahlar dipdiri Seçkin bir kimse değilim İsmimin baş harflerinde kimliğim Bağışlanmamı dilerim Sana zorsa bırak yanayım Kolaysa esirgeme” 4. Buluşmak Üzere – Can Yücel “Diyelim yağmura tutuldun bir gün Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşı evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni” 5. Sessiz Gemi – Yahya Kemal Beyatlı “Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.” 6. Bugün Pazar – Nazım Hikmet “Bugün pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün Bu kadar benden uzak Bu kadar mavi Bu kadar geniş olduğuna şaşarak Kımıldamadan durdum. Sonra saygıyla toprağa oturdum, Dayadım sırtımı duvara. Bu anda ne düşmek dalgalara, Bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. Toprak, güneş ve ben… Bahtiyarım…” 7. Beklenen – Necip Fazıl Kısakürek “Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar. Ne de şeytan, bir günahı, Seni beklediğim kadar. Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni; Bırak vehmimde gölgeni, Gelme, artık neye yarar?” 8. Aşk İki Kişiliktir – Ataol Behramoğlu “Değişir rüzgarın yönü Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar; Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına Aşk iki kişiliktir.” 9. Hasretinden Prangalar Eskittim – Ahmed Arif “Seni anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Art arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu Dışarda gürül gürül akan bir dünya… Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana Bir bu yana…” 10. Kimi Sevsem Sensin – Attila İlhan “Kimi sevsem sensin hayret sevgi hepsini nasıl değiştiriyor gözleri maviyken yaprak yeşili senin sesinle konuşuyor elbet yarım bakışları o kadar tehlikeli senin sigaranı senin gibi içiyor kimi sevsem sensin hayret senden nedense vazgeçilemiyor” 11. Paydos – Cahit Sıtkı Tarancı “Meyhaneler, sabahçı kahveleri, Cümle eş dost, şair, ressam, serseri, Artık cümbüşte yoksam geceleri Sanmayın tarafımdan hıyanet var. Yaş ilerliyor… Artık geçti bizden; Kişi ev bark edinmeli vakitken. Gün gelince biz değil miyiz ölen? Cenazemiz yerde kalmasın dostlar!” 12. Ben Değildim – Özdemir Asaf “Bir akşamüstü pencerenden bakıyordun Ağır ağır, yollara inen karanlığa. Bana benzeyen biri geçti evinin önünden. Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya.. O geçen ben değildim. Bir gece, yatağında uyuyordun.. Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya. Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan, Ve karanlıklar içindeydi odan… Seni gören ben değildim.” 13. İç Nefes – Haydar Ergülen “O bir çay istemişti, trenin içinde biz tren yolcusuyduk, çölün içinde ben yalnız kalmıştım, senin içinde oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni! aşkı geçtik, gözlerini açabilirsin…” 14. Monna Rosa – Sezai Karakoç “monna rosa, siyah güller, ak güller; gülce’nin gülleri ve beyaz yatak. kanadı kırık kuş merhamet ister; ah, senin yüzünden kana batacak, monna rosa, siyah güller, ak güller!” 15. Sevdim Seni – Gülten Akın “Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim “Uyandım bir sabah” gibi değil, öyle değil Nasıl yürür özsu dal uçlarına Ve günışığı sislerden düşsel ovalara Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü Yitik ceren arayı arayı anasını buldu Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek Soludum, üfledim, yaprak pırpırlandı Ağustos dindi Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi” İlginizi çekebilecek diğer şiir yazılarımızdan bazılarına da göz atmanızı öneririz 11 Ünlü Şairimizin Vatan Ve Memleket Şiirleri Ünlü Şairlerden Çocuk ve Çocukluk Üzerine 15 Şiir Tanınmış Tiyatro Sanatçılarımızın Sesinden 14 Şiir Türk Edebiyatı’nın En Dokunaklı 25 Aşk Şiiri Önemli Şairlerimizin Ruhunuza Dokunacak 20 Şiiri Türk Edebiyatının Okumanız Gereken En Güzel 20 Şiiri Bir gece, Gecede bir uyku.. Uykunun içinde ben.. Uyuyorum, Uykudayım, Yanımda içinde bir rüya, Rüyamda bir gece, Gecede ben.. Bir yere gidiyorum, Delice.. Aklımda seni seviyorum, Gizlice.. El-pençe duruyorum, Yüzüne bakıyorum, Söylemeden, Tek yitiriyorum Çok karanlık bir anda.. Birden uyanıyorum, Bakıyorum aydınlık; Uyuyorsun yanımda. Güzelce.. Özdemir Asaf Bu nasıl sevgi böyle? Bu nasıl tutku? Bu nasıl özlem? Ne zaman gözlerini görsem Bir çoğalıyorum, bir eksiliyorumMutluyum varsın diye Al uzattım ellerimi Seni sarsın diye Ceylanım! Belki bir gün duyarsın diye Çıkmışım bir dağ başına sana türkü söylüyorumNe güzel ellerin var incecik Ne güzel saçların var sapsarı Anlasana o yalansız gözleri O kirpikleri, o dudakları Düşündükçe baştanbaşa özlem kesiliyorumAl desem, sana ömrümü versem Korkarsın, alamazsın ki Dur desem, kaçarsın yine ceylanım Gül desem, ağlarsın Gel desem, gelmeyeceksin, biliyorumBu engeller bana göre değil oysa Ben bu dağları aşarım Geçerim bu denizleri, korkma İşte düştüm yollara Dur, bekle beni, geliyorumSevmek inancım, tutkum benim en eski Dağıtsam dünyalara yeterdi bu sevgi Düşünsene, anlasana ceylanım Sen yoksan ne farkeder ki Ha öyle ölmüşüm, ha böyle ölüyorum Ümit Yaşar Oğuzcan İstanbul, İzmir, Bursa, Diyarbakır… Ülkemizin birbirinden güzel şehirlerine dair yazılmış şiirlerden alıntıları, İtalyan fotoğraf sanatçısı Fulvio Roiter’in fotoğrafları eşliğinde sunuyoruz. Fulvio Roiter, Bruges, 1959 1. Şehir, Konstantinos Kavafis Çeviri Cevat Çapan Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin Bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet. Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya; Bir ceset gibi gömülü kalbim. Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede? Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam, kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün, boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede. Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın. Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın, aynı mahallede kocayacaksın; aynı evlerde kır düşecek saçlarına. Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte, öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de. Fulvio Roiter, İtalya, 1920 2. Kaybolan Şehir, Yahya Kemal Beyatlı Vaktiyle öz vatanda bizimken, bugün niçin Üsküp bizim değil? Bunu duydum, için için. Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir! Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir! Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene, Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene. Fulvio Roiter, Bursa Cem Sultan Türbesi, 1968 3. Bursa’da Zaman, Ahmet Hamdi Tanpınar Bursa’da bir eski cami avlusu, Küçük şadırvanda şakırdayan su; Orhan zamanından kalma bir duvar… Onunla bir yaşta ihtiyar çınar Eliyor dört yana sakin bir günü. Bir rüyadan arta kalmanın hüznü İçinde gülüyor bana derinden. Yüzlerce çeşmenin serinliğinden Ovanın yeşili göğün mavisi Ve mimarîlerin en ilâhisi. Bir zafer müjdesi burda her isim Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın Hâlâ bu taşlarda gülen rüyanın. Güvercin bakışlı sessizlik bile Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle. Gümüşlü bir fecrin zafer aynası, Muradiye, sabrın acı meyvası, Ömrünün timsali beyaz Nilüfer, Türbeler, camiler, eski bahçeler, Şanlı hikâyesi binlerce erin Sesi nabzım olmuş hengâmelerin Nakleder yâdını gelen geçene. Bu hayâle uyur Bursa her gece, Her şafak onunla uyanır, güler Gümüş aydınlıkta serviler, güller Serin hülyasıyla çeşmelerinin. Başındayım sanki bir mucizenin, Su sesi ve kanat şakırtılarından Billûr bir âvize Bursa’da zaman. Yeşil türbesini gezdik dün akşam, Duyduk bir musikî gibi zamandan Çinilere sinmiş Kur’an sesini. Fetih günlerinin saf neşesini Aydınlanmış buldum tebessümünle. İsterdim bu eski yerde seninle Başbaşa uyumak son uykumuzu, Bu hayâl içinde… Ve ufkumuzu Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk, Havayı dolduran uhrevî âhenk.. Bir ilâh uykusu olur elbette Ölüm bu tılsımlı ebediyette, Belki de rüyâsı bu cetlerin, Beyaz bahçesinde su seslerinin. Fulvio Roiter, Türkiye, 1968 4. Memleketimi Seviyorum, Nazım Hikmet Memleketimi seviyorum Çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım. Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı memleketimin şarkıları ve tütünü gibi. Memleketim Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya, kurşun kubbeler ve fabrika bacaları benim o kendi kendinden bile gizleyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir. Memleketim. Memleketim ne kadar geniş dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana. Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum. Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum ve güneye pamuk işleyenlere gitmek için Toroslardan bir kere olsun geçemedim diye utanıyorum. Memleketim develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler, kavak söğüt ve kırmızı toprak. Memleketim. Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven alabalık ve onun yarım kiloluğu pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla Bolu’nun Abant gölünde yüzer. Memleketim Ankara ovasında keçiler kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması. Yağlı, ağır fındığı Giresun’un. Al yanakları mis gibi kokan Amasya elması, zeytin incir kavun ve renk renk salkım salkım üzümler ve sonra karasaban ve sonra kara sığır ve sonra ileri, güzel, iyi her şeyi hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır, çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım yarı aç, yarı tok yarı esir… Fulvio Roiter, Rumeli Hisarı, 1969 5. Canım İstanbul, Necip Fazıl Kısakürek Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur. Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale, Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale. İstanbul benim canım; Vatanım da vatanım… İstanbul, İstanbul… Fulvio Roiter, Milan, 1962 6. Büyük Şehirleri Takdim Ederim, Bedri Rahmi Eyüboğlu sana büyük şehirlerden bahsedeceğim; en büyük camiler orda kurulur en küçük mezarlar orda kazılır en kara yazılar orda dizilir yüksek minarelerde sela verilir civar hanelerde zina edilir büyük şehirlerde yalan söylenir tosunum halbuki küçük köylerin mezarlığı bile yoktur büyük şehirlere bağlanma mehmedim öyle bir şehre yerleş ki küçük fakat bizim olsun sokaklarında tanımadığın yüz ensesine şamar atamayacağın kimse dolaşmasın her ağacına elin her karış toprağına terin değsin ve kuytu evlerden birinde senden habersiz ölenler olmasın Fulvio Roiter, Venedik, 1950 7. Şehir, Cahit Sıtkı Tarancı Ve şehir sabah akşam bu gürültüdür, Baksan minareler, kubbeler görünür, Minyatür bir gök ve serseri bulutlar; Bacalar tütmekte yakından, uzaktan, Kuşlar saçaklarda mahzun kanat çırpar, Usanmış durur damlar göğe bakmaktan. Fulvio Roiter, Türkiye, 1968 8. Edirnekapı Üstüne Şiir, Turgut Uyar İstanbul dediler mi benim aklıma, Vaiz sokağı gelir hemen. Edirnekapı gelir, evimiz gelir Köşebaşında duran bir güzel kız gelir. Biletçi zili çeker, tramvay durur Bir manav, bir meyhane, iki akasya Kumrular geçer kilisenin çan kulesinden Beyaz bulutlar geçer… Fulvio Roiter, Türkiye, 1968 9. Bu Şehri Bırakmak, Orhan Veli Kanık Bu şehirde yağmur altında dolaşılır Limandaki mavnalara bakıp Şarkılar mırıldanılır geceleri. Bu şehrin sokakları çoktur, Binlerce insan gelir gider sokaklarında.. Her akşam çayımı getiren Ve bir Beyaz Rus olmasına rağmen Hoşuma giden garson kadın bu şehirdedir. Bu şehirdedir Valsler, foksrotlar altında Suman’dan, Bramsdan Parçalar çaldığı zaman dönüp Bana bakan ihtiyar piyanist. Doğduğum köye müşteri taşıyan Şirket vapurları bu şehirdedir. Hatıralarım bu şehirdedir. Sevdiklerim, Ölmüşlerimin mezarları. Bu şehirdedir işim gücüm, Ekmek param. Fakat bütün bunlara mukabil Yine budur başka bir şehirdeki Bir kadın yüzünden Bıraktığım şehir. Fulvio Roiter, Sicilya, 1953 10. Yabancı Şehir, Behçet Necatigil Bu şehirde akşama doğru İçime korku Ayaklarıma karasu iner Bu şehirde akşama doğru Gülünç gözükür yolcu Sevsinler Bu şehirde akşama doğru Yalnız ve ağlamaklı olduğumu Bilsinler Fulvio Roiter, İtalya, 1970 11. İthaf, Necati Cumalı Küçüğüm, sen şimdi onsekizindesin Güzelliğin gün günden dillere destan Hatıramda herbiri seninle canlanan İzmir’in günlerinde gecelerindesin Sönmüş yanardağlar, kaleler eteğinde Yüzyıllardır uyuyan şu bizim İzmir O âşık kadınları, levent erkekleri nerde? Sahiden yaşayıp göçtüler mi kimbilir? Balkonlara, yalılara dalar düşünürüm O günler uzaklaşan yelkenlerin peşi sıra Akan bulutlar gibi geçmiş ne iz, ne hâtıra! Sır şimdi bunca güzel hayat, güzel ölüm! Sır şimdi gözyaşları, saadet dilekleri Bize gelen yüzyılların hikâyesi sır Eski İzmir diye ne varsa şunun bunun bildiği Yaşlıların kırık dökük anlattığıdır Aşkı şehirler yaratır, şehirler yaşatır Ben gönlümce yaşadım, gönlümce sevdim Bilirim saadetim, yalnızlığım bundandır Seni bulduğum, kaybettiğim günden bilirim. Aşklarının tarihi bir şehrin tarihidir diyorum Gün gelir aşklarıyla anılır şehirler anılırsa Niyetim sevdalı sözler etmek de olmasa İzmir için ne yazarsam sana adıyorum! Fulvio Roiter, Venedik, 1956 12. Tentation, Özdemir Asaf Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç Sana diyeceklerim söylemekle bitmez. Yıllardır yaşamımdan çaldığım zamanlar Adına düğümlendi. Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç, Başka şehirleri özleyelim orada seninle. Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar İkimize yetmez. Fulvio Roiter, Türkiye, 1968 13. Diyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi, Ahmed Arif Açar, Kan kırmızı yediverenler Ve kar yağar bir yandan, Savrulur Karacadağ, Savrulur zozan… Bak, bıyığım buz tuttu, Üşüyorum da Zemheri de uzadıkça uzadı, Seni, baharmışın gibi düşünüyorum, Seni, Diyarbekir gibi, Nelere, nelere baskın gelmez ki Seni düşünmenin tadı… Fulvio Roiter, Bruges, 1959 14. İzmir’in Akşamları, Edip Cansever Denizlerin rüzgârı denizlerin, Gelir vurur kızların bacaklarına. İzmir’in akşamları İzmir’in, Herkes saadetini düşünür. Öpülmez ki denizlerin rüzgârı, Kolay kolay öpülmez ki. Bir kaçar bir de durur Kadınlar gibi. Denizlerin rüzgârı denizlerin, İnsan unutur yalnızlığını. Gemiler yelken açar uzaklarda, Kim sevmez bu saatlerde yolculuğu. İzmir’in denizleri koskocaman Çocuklar uzatır ayaklarını denize. Midye keser ayaklarını kaçarlar Sevine sevine. İzmir’in akşamları İzmir’in, Nasıl sevilmez böyle akşamlar. Bir yanar bir söner Karşıyaka’nın ışıkları, Gün olur insanı deli eder. İzmir’in ışıkları İzmir’in, Barların, vitrinlerin önünde Gemiler gelir rüzgârla dolu, Gemiler gider ışıklar içinde. Fulvio Roiter, İstanbul, 1968 15. 941’de İzmir, Attila İlhan 941’de izmir, bela çiçeği sahil boyu karanlık sevdalı bulutların hali yağmur da ne kadar tembel yağıyor kendimizi akan suya bıraktık serseriler misali 941’de izmir izmir şehrinin ışıkları yanıyor çıktı şair namzedi attilâ ilhan çıktı yelken gibi sokaktan banyolar’a doğru şöyle uzanıyor bir cebinde kiralık ihtiyar bir kitap bir cebinde kehribar kuru üzüm ve incir Turgut Uyar, Edip Cansever, Özdemir Asaf, Nazım Hikmet başta olmak üzere Türk Edebiyatı’nın önemli şairlerinin umut dolu şiirlerini sizler için derledik. 1. Turgut Uyar – Umuttur “sev beni, alış bana kimse ürkütemez bağlandığımız güzelliğin utkusunu sev beni, bir dağ gölgesi kadar sev şimdilik bırak musluğun sızmasını damın akmasını bir tırnak gibi büyü domuz bir tırnak gibi zorlayarak her bir yanı çünkü biraz sonra umut başlar her günkü, başlar“ 2. Edip Cansever – Umuş “Bütün iyi kitapların sonunda bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda meltemi senden esen soluğu sende olan, yeni bir başlangıç vardır…” 3. Özdemir Asaf – Umut Yaprakları “Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları, Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları, Sararıp dökülürken güz rüzgârlarında Ardında savrulsunlar, unut yaprakları. Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar Seninle yeşerdiler, seninle soldular.. Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.” 4. Attila İlhan – Belma Sebil “seni ben kallavi sokağı’nda gördüm sen beni görmedin görmedin kapıları çaldım adını sordum söylemediler öğrenemedim seni ben kallavi sokağı’nda gördüm bir daha görmedim bilmedim belma sebil adını yakıştırdım aklıma geldikçe her sefer gözlerinin mavisini bitirdim saçlarının siyahına başladım” 5. Ahmed Arif – Anadolu “Öyle yıkma kendini, Öyle mahzun, öyle garip… Nerede olursan ol, İçerde, dışarda, derste, sırada, Yürü üstüne üstüne, Tükür yüzüne celladın, Fırsatçının, fesatçının, hayının… Dayan kitap ile Dayan iş ile. Tırnak ile, diş ile, Umut ile, sevda ile, düş ile Dayan rüsva etme beni.“ 6. Nazım Hikmet – Hapiste Yatacak Olana Bazı Öğütler “Dünyadan memleketinden insandan umudun kesik değil diye ipe çekilmeyip de atılırsan içeriye yatarsan on yıl on beş yıl daha da yatacağından başka sallansaydım ipin ucunda bir bayrak gibi keşke demeyeceksin yaşamakta ayak direyeceksin. Belki bahtiyarlık değildir artık boynunun borcudur fakat düşmana inat bir gün fazla yaşamak.” 7. Metin Altıok – Kanadı Kırık Bir Akşam “Yarın farklıdır bugünden, Adı değişir hiç olmazsa. Kara bir suyu Geçiyoruz şimdilerde Basarak yosunlu taşlara. Sen bugünden yarına Birazcık umut sakla.” 8. Hasan Hüseyin Korkmazgil – Umut “Seninle aynalarda, Tanıştım, ilk defa. Rüyalarıma girdin. Çoğu zaman aynalarda, Bana, güneşin kızıllığıyla göründün. Kaçtın çoğu zaman benden, Kaç vakit seninle söyleşip, Sana serzenişte bulundum. Sen benim bitmeyen umudum, Sevdam, içimde büyüttüğüm çilem, Ekmeğim ve kavgamdın.” 9. Gülten Akın – Deli Kızın Türküsü “Sabahleyin Karayı kaldırın mavi koyun umudumu yitirmedim Beni çağırın gülümserken uykunun bir yerinde Eliniz beyazken uzatın isterim Karayı kaldırın sevgi koyun umudumu yitirmedim” 10. Metin Eloğlu – Uyan “Hadi uyan Aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın İlkyazlar sıcağı biriksin yüreğine Yoksul olsan da uyan Garip olsan da uyan Madem ki güzelsin, güzeli yaşatmak için Madem ki iyisin, iyiliği yaşatmak için Madem ki umutlusun, umudu yaşatmak için“ 11. Necati Cumalı – Şarkılar “Ağladığını istemem ben ölürsem. Beni en sevdiğin halimle hatırla. Uzak bir yerde çalıştığımı düşün. Hayatta olduğuma inan Bir gün gelir kendiliğinden Geçer bütün üzüntün Her yeni gelen günü Yeni bir ümitle beklemeli“ 12. Küçük İskender – De Gülüm “De gülüm! De ki ela bir günde geleceğim İstanbul darmadağın olacak, saçlarım darmadağın. Hepsi, darmadağın! üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte, ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!“ 13. Melih Cevdet Anday – Sokağa Çıkıyorum “Sokağa bir diyalog gibi çıkıyorum Umrunda değilim gecenin. Gece Yarınki gecedir ve tanrıdır Tanrının umrunda değilim.. Kimileyin seviyorum. Sevmek kuşların Bir an boş bıraktıkları ağaçtır Ve yalnızlığın kırmızı yapraklara Çalan büyüsünü duyuyorum Ey cesaret Hep dolu tut bardağımı. Sevgi ve umut Birdir, yalnızlık ve cesaret bir.” 14. Oktay Rifat, Türkü Oyun ortağım, sevdiğim, yarıcım, Bu işe elimiz bulandı bir kez, Üzme kendini, aldırma, dolaş, gez! Horozcuk otları açtı bahçede. Çay süzgecim kırıksa gönlüm büyük Cebim delikse, boş ver, sevgimiz var. Yaprak sapı gibi ince boyunlum, Garip kuşun kanadında gelirim, Bekle beni en yüce yükseltide! 15. Orhan Seyfi Orhon – Umut “Dünya döndükçe Umut fakirin ekmeği Ye Memet ye Ye Memet ye! …”

hayat ile ilgili şiirler ünlü şairlerden